"7 BİN YILLIK TOHUM YALANI"

Tohum Sanayicileri ve Üreticileri Alt Birliği (TSÜAB), buğday ve tohumculukla ilgili oluşan bazı algılarla ilgili kamuoyunu bilgilendirme amacıyla, bilim insanlarıyla birlikte toplantı düzenledi. Toplantıya TSÜAB Başkanı Yıldıray Gençer, Prof. Dr. S. Ahmet Bağcı, Prof. Dr. Fahri Altay, Prof. Dr. Hamit Köksel ile TSÜAB Başkan Yrd. Ökkeş Yıldırım, Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Hanifi Sarı, Yönetim Kurulu Üyesi Yekta Atalay ve TSÜAB Sekretaryası katıldı.

"7 BİN YILLIK TOHUM YALANI"
16 Haziran 2022 - 23:24


Yıldıray Gençer; 
 
"Bildiğiniz gibi ülkemizde herkesin çok iyi bildiği ve konuştuğu iki konu var; futbol ve tarım. Tarımın içerisinde de Tohum. 
Geçtiğimiz günlerde sosyal mecralarda, yazılı ve görsel basında karşımıza “7 bin yıllık buğday” diye bir haber çıktı. Habere göre kazı çalışmalarında bir küpte tohum bulunmuş, tohumlar 7 bin yıllık imiş, her başakta 250 dane tutmuş, bir ekmişler bin almışlar. Bakın bunu yapanlar dolandırıcıdır. Bir tohumun 7 bin yıl canlı kalması mümkün değildir. Tohumlar gen bankalarında bile çeşitlere göre en fazla 20 yıl saklanabilir. Sonrasında tazelemek gerekir. Bunlar tamamen yalan haberler. Bu kişiler ilgiyi üzerine topladıktan sonra internet üzerinden bir tane buğdayı 20 liraya pazarlamaya kalkıyorlar. Ata tohumu diyerek insanların duygularını harekete geçirip insanları resmen dolandırıyorlar."

Prof. Dr. Fahri Altay; 

“Tohum tarımın temel girdisidir ve canlı bir varlıktır. Canlılığını sürdürebilmek için enerji harcar. Ve belli süre geçtikten sonra sadece kömür kalır. Kazılarda bulunan tohumlar karbonlaşmıştır, saf kömürdür ve canlı değildir. 7 bin yıllık tohumdan yeni bir ürün elde etmek mümkün değildir. Tohumlar, özel koşullarda korunan gen bankalarında bile yaklaşık 20 yıl süre hayatta kalabilir. Bu kazılarda mezarlarda bulunduğu iddia edilen buğdaylar bizim önümüze 1980’li yıllarda çıktı. Ardından yıllar içerisinde defalarca gündeme geldi. Ancak bahsettiğimiz gibi konunun bir gerçeklik payı yoktur."

Prof. Dr. Ahmet Bağcı;  

“Ata tohumu yanlış bir ifadedir. Sosyal medyada oldukça sık kullanılmaktadır. Özellikle de tüketicilerin kafası karıştırılmaktadır. Yerel tohum ya da köy popülasyonu kavramları ise doğru karşılıktır. 
Tarımı gelişmiş hiçbir ülke bu konuları konuşmuyor. Bizlerde de yerel çeşitler var, bunlar kullanılarak yeni çeşitler geliştirdik. Buğdaya bizler kefiliz, buğdayımız doğaldır. Türkiye’nin tamamında yerel tohumların kullanıldığını düşünürseniz yıllık 18 milyon ton olan buğday rekoltesini, 3-4 milyon tona kadar düşürürsünüz. Sonra aradaki 17 milyon tonu nereden alacağız? Bilim insanları ülkemizin geleceği için yüksek verimli ve kaliteli çeşitler ıslah ederken bu konuları tekrar gündeme taşımak gereksizdir. Sorgulanması gereken ise bizler teknolojiye yeni neler kattık. Kıyaslanması gereken de Hollanda ne yaptı Amerika ne yaptı olmalıdır. Bu ülkelerin hangisi köy popülasyonu dediğimiz yerel çeşitlerle üretim yapıyor? Sizce onlar bilmiyor mu bunu? Bizi bilerek ya da bilmeyerek çıkmaz sokağa saptırmak istiyorlar”

Prof. Dr. Hamit Köksel; 

“Islah yapmanın günah olduğunu iddia eden Profesörlerin glütensiz buğday neden ıslah etmiyorsunuz ben size yardım edeyim diye birbirine zıt iki açıklaması var. Islah yapmak günahsa glütensiz buğdayı nasıl ıslah edecekler? 
Anadolu coğrafyası buğdayın anavatanıdır. Göbeklitepe’den beri burada buğday yetiştirilmiş ve işlenmiş. Ancak son 100 yılda tüm dünyada teknoloji de gelişti. Şimdi kavuzlu buğdaylardan siyezlerden söz ediliyor. Siyez buğdayını tam buğday olarak öğütüp ekmek yapmaya kalksanız kavuz ağzınızı keser, çiğneyemeyeceğiniz yiyemeyeceğiniz şekilde olur. Bu tür kavuzlu buğdayların kavuzunun çıkartılması gerek bu ayrı bir işlemdir, değirmenlerdeki ipek elekler bu buğdayları öğütmek için de uygun değildir. Bu buğdaylar teknolojik olarak ne değirmenciliğe ne ekmek ne de makarna sanayine uygun değildir. Ata tohumu ile ülkeyi doyuracağım dediğiniz zaman doyuramazsınız. Türkiye’de teknoloji de bilgi de var. Ancak bilim adamları ile bunları tartışmak yerine konu küpte bulunan bir buğdayla ülkeyi kalkındırmaya geliyor. Böyle bir şey yok. Ben Sibirya’da Rusya için buğday araştırması yapıyorum. Biz yüksek besin değerlerine sahip olan mavi, siyah renkli buğdaylar yerine maalesef atadan dededen kalma konuları tartışıyoruz” 

http://www.tsuab.org.tr/duyurudetay/52331

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum