GÜZELİM EMEK, TABİBİM EMEK, LOKMANIM EMEK

GÜZELİM EMEK, TABİBİM EMEK, LOKMANIM EMEK...

GÜZELİM EMEK, TABİBİM EMEK, LOKMANIM EMEK
03 Ağustos 2022 - 18:11


Banazlı Pir Sultan Abdal böyle avazlanır bir demesinde. Üretenler; bugünkü yasadığımız ve doğanın şekillendirdiği dışındaki dünyayı alın teri ve emekle kurdular. En kutsal değerdir emek.

Bir tohumun çimlenecegi toprak rahmini hazırlamak, kararında su vermek, fide oluşturmak, hastalıktan, yabancı otlardan, asalak böceklerden koruyup ürün almak. Bir fidan bir çocuk yetiştirmek gibi...

Her iş kolunda olduğu gibi mutlu işçi mutlu çiftçi duygularını yansıtır işine. Başakları daha dolu olur, sebzeleri daha doyurucu, meyveleri daha tatlı. Çünkü seviyle dokunulan taş bile yeşerir...demiş Hünkar Hacı Bektaşi Veli...

Aynı şeyleri tekrar tekrar anlatmanın bir gereği yok. Dünyanın en mutsuz insanları arasında ilk 5'te olan bir ülkemiz var. Üretim tüketim dengemiz bozuk, alım gücümüz zayıf, paramız gitgide deger kaybediyor, hammadde ve uretim gereçlerinde dışa bağımlıyız ve enflasyon cumhuriyet tarihinin zirvesinde. 

Yurtsever bir aşkla üretmek için paralıyoruz kendimizi. Çünkü tek çıkış noktamız bu üretim! Çünkü gıda insansoyunun temel ihtiyacı. Tarımla mümkün. Dünya endüstrisinin % 71 tarıma bağlı. Ama tarım girdileri bel büküyor. Üretimin önünü tıkıyor. Sadece mazot, gübre, zirai kimyasal, enerji değil.

Yaşadığınız yerde kaç lira bilmem. Ama ben bugün şeftali hasadına başladım. Seyreltme dediğimiz metodla olgun ve renklenmiş iriliği iyi meyveler daldan tek tek ayrılarak kasalama işlemidir. 

Bir tabla kasa viyollü 3 - 3,5 kg gelir.
Plastik tabla kasa 4 Lira
Plastik viyol 0,50 Lira
Şeftali 12 li viyolde 5.5 Lira, 14 viyolde 5 lira 16 viyolde 4.5 Lira 18 ve üstü ise fiyat düşmekte. Bu sadece nicelik farkı. Nitelik olarak tüm boylardaki seftaliler aynıdır. Aynı iklim, aynı, su, aynı toprak ürünüdür çünkü. Ama kapitalizm dogru algıyı yikip görsel algıyı kazıdı beyinlere. 

Gelelim meselemize... 3.5 kilo gelen bir viyollü seftali kasasını üretici teslim ettiğinde komisyoncuya otomatik olarak 1.5 kg ambalaja gidiyor. Yani komisyoncu tek kullanımlık bir ambalaj masrafını üreticiye yüklemiş oluyor. Eskiden her komisyonevinin isim ve renkle ayrılan tahta veya plastik ve veya karton çok kullanımlık (depozitolu gibi) kasaları vardı. Kasaların başına gelebilecek çalınma, kırılma ve kayıp gibi riskler komisyoncuya aitti. Bunca yükün üzerine bir de ambalaj eklendi. Şimdi komisyoncu sermayesini koyup sizden aldiği ürünü baska illerdeki veya baska komisyoncuyla irtibat kurarak ve kâr payı ekleyerek satıyor. Para pesin mi? Hayır. Vadede. Yani sizin çalıştığınız komisyoncu müşterisinden parasını aldığı zamana kadar. En az bir hafta veya o meyve çeşidi sezon sonuna kadar. 

Girdilerin bu kadar yüksek olduğu bir zamanda 3.5 kiloluk bir kasa seftali üreten bir çiftçi iki kilo seftali parası alıyorsa, ve size ulaşana kadar her aracı nokta kar payı koyuyorsa kazanan ve kaybeden kim olur? Üreticinin kaybettiği ortada. Degerinden katbekat yüksek maliyetle satın alan siz tüketicilerin de alım gücünüzdeki zayıflıkla kaybettiğiniz ortada. Bu durumda kazanan da belliyken biz nasıl üretimi sürdüreceğiz, siz nasıl ucuz gıdaya ulaşabileceksiniz?!

Son sorumuz şu olsun neden hal, komisyoncu ve aracı yasası 8 yıldır çıkarılamıyor?

Ne diyordu değirmenci dayı? Bu nasıl çark ulan! Buğday bizim, Ezilen biziz. Un olan biz, Aç kalan biziz. Kim ulan bu doymak bilmeyen şerefsiz?

Murat Güneş
Tohum Toprak Dostluğu

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum