Küresel ve ulusal bir su krizi yaşıyoruz. Şimdi doğaya dönüş zamanı ....

Ülke nüfusumuz büyüdükçe daha fazla su kullanıyoruz ve nihayetinde tüketeceğiz.(aslında, bazı yerlerde neredeyse tükendi.)Yıllar boyunca Anadolu Çoğrafyası’nda , insanlara su sağlayabilecek sert (veya “gri”) altyapı ve teknolojiyi (örneğin barajlar ,göller,göletler ve kanallar) geliştirerek su güvenliği sorununu çözülmeye çalışıldı.Ancak bunun tatlı su habitatları üzerinde çok ciddi bir etkisi oldu. Bu nedenle, insanların tatlı su alma sorununu çözerken, gelecek için daha fazla sorun yaratıldı.

Küresel ve ulusal bir su krizi yaşıyoruz. Şimdi doğaya dönüş zamanı ....
18 Aralık 2022 - 15:44


Türkiye’deki hemen hemen tüm göllerimizde kuraklık ve kirlilik sorunu bulunmaktadır. Özellikle 1960 yıllardan sonra yaklaşık 60 göl kurumuştur. Bundan en önemli etken gri alt yapı dediğimiz baraj ,göl ve göletler olmuştur.

Konya’da birçok göl tarihten silinmiş olup Akdeniz bölgesinde irili ufaklı 15’ten fazla göl tamamen kurumuştur.Burdur çevresinde 8-10 gölümüz coğrafyadan silinme durumundadır.İç Anadolu’da çok sayıda gölümüz kuruma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Bir kısmı da kurumuş vaziyettedir.

Sultan Sazlığı Yahyalı, Dereli, Ağcaşar ve Yeşilhisar dereleri, Soysallı, Çayırözü ve Yerköy pınarları ve yeraltı suyuyla beslenmektedir.  Sazlığı besleyen akarsuların önüne yapılan Ağcaşar ve Kovalı Barajları Sultan Sazlığı için sonun başlangıcı oldu.

Ereğli’nin batısında ve kuzeyinde yaklaşık 21 500 hektarı bulan bir sulakalan ekosistemi görülmektedir. 1950’li ve 1960’lı yıllarda sıtma hastalığını önleme ve yeni tarım alanları açma amacıyla, 3000 hektarı Ereğli ilçesi ile Adabağ Köyü arasında, 12 000 hektarı Hortu (Sazgeçit) Köyü’nün kuzeydoğusunda, 1200 hektarı ise 1983 yılında Ereğli’nin kuzeyinde olmak üzere toplam 16 200 hektarlık sazlık ve bataklık alan kurutulmuştur. 

Özellikle gölü besleyen en önemli akarsu olan İvriz Çayı üzerine 1984 yılında İvriz Barajı’nın, 1988 yılında ise Karaman Deresi üzerine Gödet Barajı’nın yapılmasından sonra gölü besleyen su kaynaklarının tamamı barajlarda tutulduğu için Akgöl ve civarındaki sazlıklar da kurumaya başlamıştır. 

Burdur Gölü'nün su seviyesindeki azalmanın başlıca nedeni, 1970 yılından bu yana gölü besleyen akarsuların üzerine inşa edilen baraj ve göletler. Bu baraj ve göletler, gölü besleyen akarsuların göle ulaşmasını engelliyor.

Salda Gölünü besleyen kaynaklar üzerine yapılan göletler nedenler ile kuruyor.

Hatay’da Muratpaşa, Karasu ve Afrin nehirlerinin Amik havzasına dökülmesi ile beslenen Amik gölü,bu nehirlerin havza içine dökülmesi engellenerek Asi Nehri'ne bağlanmasıyla kurutuldu. Amik Gölü, tarım alanlarını taşkınlardan korumak ve tarımsal alan kazanmak amacıyla gri alt yapılar ile kurutuldu.

Kuruyan bu sazlıklar iklim değişikliğinin önlenmesi açısından kritik öneme sahip idi.Zira bünyesinde bulunan turbalıklar da milyarlarca ton karbonu tutuyordu. Bundan sonra asıl bekleyen tehlike binlerce yıldan bu yana Karbon absorbe eden bu sazlıkların meydana getirdiği turbalıkların (çürümüş otların, sedimanların ve binlerce yıldır biriken diğer bitki maddeler) yanarak yok olmasıdır.

Bu bağlamda  sazlık ve doğal göllerimizi kurutmaya götüren standart mühendislik ve teknolojiye dayanan çizgileri düşünmeye ve çalışmaya devam edemeyiz. Bunun yerine, gri altyapıya kıyasla doğal ekosistemlerimizi mevcut “yeşil” altyapımızı daha iyi nasıl kullanabileceğimize bakmalıyız. İhtiyacımız olan şey 21. yüzyıl yaklaşımıdır. Günümüzün zorluklarını, sağlıklı ekosistemlerin sağladığı doğal faydalar hakkındaki bilgimizi kullanarak ele almalıyız.

Kuruyan sazlıkların yüzlerce nadir kuş türüne ve su yaşamına ev sahipliği yapan hayati sulak alan ekosistemlerden çöle  götüren sebeplerin araştırılarak bundan sonra diğer sulak ekosistemlerde de yaşanmaması için gerekli tedbirlerin acilen alınması gerekiyor.

Türkiye’de yüzde 75-80’e varan oranda tarımda vahşi sulama metodu kullanılmaktadır.Damla ve yağmurlama yöntemiyle yapılan tarım maalesef çok az. Ayrıca özellikle İç Anadolu’da  kesinlikle ürün desenimizi değiştirerek kuru tarıma geçmemiz gerekiyor. 

Küresel iklim değişikliği böyle devam ederse bırakın tarım yapmayı içecek su konusu başta olmak üzere çok ciddi sorunlarla karşı karşıya kalacağız. 
Sazlıklarımızı ve doğal göllerimizi yaşatmak durumundayız. Bunları yaşatamazsak, hem kendimizi hem tarımı hem de diğer canlıları da tehlikeye atacağız.

Ayhan Küyük 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum